Ergenlik (puberte), çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecidir ve her çocukta farklı zamanlarda başlayıp farklı hızlarda ilerleyebilir. Bu nedenle, bazı çocuklarda ergenlik bulgularının erken ya
da geç başlaması her zaman bir hastalık anlamına gelmez. Ancak belirli sınırların dışında kalan durumlar, altta yatan bir sağlık sorununun işareti olabilir ve değerlendirilmesi gerekir.
Kız çocuklarında ergenliğin ilk bulgusu genellikle meme gelişimidir ve çoğunlukla 8–13 yaş arasında başlar. Eğer 8 yaşından önce meme gelişimi başlarsa, bu durum erken ergenlik açısından değerlendirilmelidir. Buna karşılık, 13 yaşına kadar meme gelişiminin hiç başlamamış olması gecikmiş ergenliği düşündürebilir. Meme gelişimi başladıktan sonra yaklaşık 2–3 yıl içinde adet görülmesi beklenir. Bu sürenin uzaması ya da 15 yaşına kadar adet başlamaması durumunda hekime başvurulmalıdır. Ayrıca adet başladıktan sonra çok seyrek görülmesi, aşırı kanama olması veya ciddi ağrıya neden olması da değerlendirme gerektirir. Hızlı ilerleyen ergenlik bulguları, aşırı tüylenme, şiddetli sivilcelenme veya ses kalınlaşması gibi durumlar da hormonal dengesizlik açısından önemlidir.
Erkek çocuklarında ise ergenliğin ilk bulgusu testislerin (yumurtalık) büyümesidir ve genellikle 9–14 yaş arasında başlar. Eğer 9 yaşından önce ergenlik bulguları başlarsa erken ergenlik, 14 yaşına kadar hiçbir bulgu başlamamışsa gecikmiş ergenlik açısından değerlendirme yapılmalıdır. Ergenlik başladıktan sonra gelişimin ilerlememesi, boy uzamasının beklenen hızda olmaması veya büyümenin duraklaması da dikkat edilmesi gereken durumlardır. Testislerin küçük kalması,
belirgin asimetri olması ya da ergenlik sürecinde uzun süren ve belirgin meme büyümesi (jinekomasti) de hekim değerlendirmesi gerektirebilir.
Hem kız hem erkek çocuklar için bazı ortak uyarı işaretleri vardır. Boy uzamasının çok hızlı ya da çok yavaş olması, baş ağrısı ve görme problemleri ile birlikte ergenlik bulgularının görülmesi, kronik hastalık varlığı veya beslenme sorunları bu süreçte dikkat edilmesi gereken durumlardır. Ayrıca ailelerin gözlemlediği ve kendilerini kaygılandıran belirgin farklılıklar da değerlendirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki her çocuk kendi gelişim hızına sahiptir ve küçük farklılıklar çoğu zaman
normaldir. Ancak yukarıda belirtilen durumlarda erken dönemde yapılacak bir değerlendirme,
olası sorunların zamanında tanınmasını ve gerektiğinde uygun şekilde yönetilmesini sağlar. Şüphe duyulduğunda beklemek yerine bir uzmana başvurmak en doğru yaklaşımdır.